MODERN KENTLERİN MANEVİ SIĞINAĞI: MAHALLE KÜLTÜRÜ VE PEYGAMBER VASİYETİ KOMŞULUK
İlahiyatçı Araştırmacı Yazar Hüsrev Öndegelen, modern şehir hayatının dikey mimariyle insanları yalnızlaştırdığına dikkat çekerek uyardı: "Komşuluk hakları ve ortak kullanım alanları sadece birer sosyal unsur değil, inancımızın ve toplumsal huzurumuzun teminatıdır."
MODERN KENTLERİN MANEVİ SIĞINAĞI: MAHALLE KÜLTÜRÜ VE PEYGAMBER VASİYETİ KOMŞULUK
İlahiyatçı Araştırmacı Yazar Hüsrev Öndegelen, modern şehir hayatının dikey mimariyle insanları yalnızlaştırdığına dikkat çekerek uyardı: "Komşuluk hakları ve ortak kullanım alanları sadece birer sosyal unsur değil, inancımızın ve toplumsal huzurumuzun teminatıdır."
Günümüz kent yaşamı devasa binalarla büyürken, insan ruhunu besleyen köklü manevi bağları ve İslam ahlakının en güzel tezahürlerinden olan komşuluk ilişkilerini de beraberinde eritiyor. Betonlaşan şehirlerin getirdiği bu tehlikeye karşı manevi bir duruş çağrısında bulunan İlahiyatçı Araştırmacı Yazar Hüsrev Öndegelen, modern dünyada mahalle kültürü, komşuluk ilişkileri ve ortak kullanım alanlarının korunmasının imanî ve insanî bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Dikey Yapılaşma ve Bencillik, İslami Kardeşlik Hukukunu Zedeliyor"
Yüksek katlı binaların ve modern site hayatının insanları yalıtılmış bir dünyaya hapsettiğini belirten Öndegelen, insanların aynı çatı altında yaşayıp birbirine yabancılaştığını, hatta zaman zaman hasım haline geldiğini ifade etti. Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed'in (s.a.v.) komşuluk ilişkilerine dair sarsıcı uyarılarını hatırlatan Öndegelen; bugünün şehirlerinde bu nebevî ikazların gözden kaçırıldığını, bunun da toplumsal huzursuzlukların önünü açtığını belirtti. Mimarinin insani değerlerden koparak yükselmesi, maalesef Müslümanların birbiri üzerindeki haklarını ve kardeşlik hukukunu da gölgeliyor.
Reçete: Nebevî Ahlakla Şehirleri Yeniden İnşa Etmek
Bu doğrultuda Allah Resûlü (s.a.v.) net bir sınır çizerek şöyle buyurmaktadır:
“Allah’a ve âhiret gününe îmân eden kimse komşusunu rahatsız etmesin.” (Buhârî, Rikâk 23; Müslim, Îmân, 75)
Efendimiz (s.a.v.) bir başka ikazında ise üç kez üst üste yemin ederek tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekmiştir:
Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz. Vallâhi îmân etmiş olmaz.”
buyurmuştu. Sahâbîler: “Kim îmân etmiş olmaz, yâ Resûlallah?” diye sordular.
“Yapacağı fenalıklardan komşusu emniyette olmayan kimse!” buyurdu.( Buhârî, Edeb, 29)
Yine bir diğer hadis-i şerifte komşu hukukunu çiğnemenin manevi faturası şu şekilde beyan edilmiştir:
Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez.” (Müslim, Îmân, 73)
Bu güzel ve anlamlı ifadeler ile sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) İslam ahlakının ve toplumsal ilişkilerin temel taşlarını özetlemiştir.
Kent Parkları ve Meydanlar: Selamı Yaymanın Modern Dünyadaki Kaleleri
Şehir içindeki parkların ve meydanların sadece estetik birer yeşil alan olmadığını savunan Hüsrev Öndegelen, bu mekanların aslında "mahalle kültürünün" ve Müslümanların birbiriyle hemhal olduğu ortak yaşam bilincinin son sığınakları olduğunu aktardı. İnsanın yaratılışı gereği sosyal bir varlık olduğunu ve yalnızlığa terk edilemeyeceğini belirten araştırmacı yazar, kent parklarının ve yeşil alanların korunmasının; insanların birbirini fark etmesi, kaynaşması ve dinimizin temel emri olan "selamı yayma" ibadetini yaşatması adına hayati manevi buluşma noktaları olduğunu kaydetti.
Modern kent insanının kronik yalnızlığından kurtulabilmesi için mahalle ölçeğinde yardımlaşmanın, "komşusu açken tok yatmayan" bir hassasiyetin yeniden canlandırılması gerektiğini belirten araştırmacı yazar Hüsrev Öndegelen, beton yığınları arasında sıkışan ruhların şifası; yeşile ve tabiata hürmet etmekten, ortak kullanım alanlarına emanet bilinciyle sahip çıkmaktan ve yanı başındaki komşusunun derdiyle dertlenmekten geçtigini belirterek toplumsal huzurun inşası, lüks sitelerin duvarları arkasında değil, sokağın ve mahallenin samimi ikliminde gizli olduğunu belirtti.