✍️ Köşe Yazıları
2
Zihnin Davetsiz Misafiri "Aklıma Geldikçe Sinirlerim Bozuluyor
Hayatın sıradan bir anında geçmişte uğradığımız bir haksızlığı hatırlamak, sinir sistemimizi aniden altüst edebilir. Psikolojide "geviş getirme" (rumination) denilen bu durum, beynimizin bizi koruma çabasından kaynaklansa da zamanla duygusal bir işkenceye dönüşür. İşin adaletsiz kısmı; haksızlığı yapan kişi hayatına rahatça devam ederken, bedeli her hatırlayışta bizim ödüyor olmamızdır. Bu kısır döngüden çıkmak için: Öfkeyi bastırmak yerine kabul etmek, Karşı taraftan bir özür veya adalet beklentisini bırakmak, Nefes egzersizleriyle zihni "şu anki zamana" döndürmek gerekir. Unutmayın; geçmişi değiştiremezsiniz ama bugünkü huzurunuza sahip çıkabilirsiniz. Size haksızlık eden birine vereceğiniz en büyük ceza, onun yarattığı öfkeye teslim olmayıp iyi ve huzurlu bir hayat yaşamaya devam etmektir.
Sabrın Çoğrafyasında. Aceleye İnat Bir Yolculuk
Günümüzün "her şeyi hemen elde etme" odaklı hız çağında, acele etmenin insanı kendine ve hayatın anlamından uzaklaştırdığı vurgulanmaktadır. Sabrın pasif bir bekleyiş değil, sürece güvenmek ve aktif bir duruş sergilemek olduğu belirtilen yazıda; asıl başarının aceleci bir telaşla değil, hayatın doğal akışına uyum sağlayarak, sürece değer vererek ve olgunlaşarak elde edileceği ifade edilmektedir. Özetle; telaşı bir kenara bırakıp sabrın bilgeliğine yaslanmak, hem hedeflere daha sağlam adımlarla ulaşmayı hem de hayatın özünü yakalamayı sağlayan gerçek bir "kazanç"tır.